anemin kirli geçmişi

Ass

anemin kirli geçmişi
nişan için bütün hazırlıklar bitmiş ve biz, daha doğrusu onlar diyeyim heyacan içinde yarın akşamı bekliyorlardı. özellikle ablası hanife! bu yüzüğün takılması ve devamında da nikahın kıyılabilmesi için verebileceği bütün tavizleri veriyordu. hem kardeşine yuva açılacak ve hem de dedikodulardan kurtulacaktı. haaa, köyün etkin ailelerinden bir oğlan ile nişanlı kızı derya’yı da unutmamak lazım, oda, teyzesinden dolayı nişanım bozulur mu kaygısından kurtulacaktı. sanki bir benim sözlüm lekeli, kendileri ayran beyazı! o gece hoş sohbetler eşliğinde geçti ve sabah erkenden kalkıp ev temizliğine başlandı.hanife abla kendi temizliğini bitirmiş, kardeşine yardıma gelmişti.
-kalkın baken miskinler, öğlen oldu. iş-güç zamanı
aslında uyanmıştık ve yatakta sözlüm ile oynaşıyorduk. bir kaç saat önce sex yaptığımızdan dolayı çıplaktık.hanife abla ziyadesiyle memnun du bu durumdan. eee, kardeşi beni kendine bağlıyordu. güya!! ayak ucumuzdaki ikili kanapeye oturmuştu. kardeşiyle sohbet ediyordu ama gözü bendeydi. kardeşinin görmemesi için sağ dizimi yukarı kırıp yorganı alttan az yukarı çekerek sikimi açtım. çıplak sikime bakarak önce belli belirsiz gülümsedi ve sonra sağ ayağını sikime bastırarak oynamaya başladı. çorabı sikimi kaşındırıyordu ve kaşındırdıkça ayağını daha sert bastırarak ovuyordu. müthiş an’lar yaşıyordum. çoraplı ayağının sikimde gezmesi adrenalimi fırlatmıştı.bir kaç dakika sonra ayağını kaşıma bahanesiyle çorabını çıkardı ve bu sefer çıplak ayağıyla oynamaya başladı. bu alabildiğine fantastik ve bir o kadar da çıldırtıcı dakikalar beni bitirmişti. daha fazla dayanamadım ve gözlerinin içine bakarak boşaldım. oda gözlerini hiç kaçırmamış ve sabit bir şekilde bir yandan gözlerime bakarken, diğer yandan da ayağını iyice sikime bastırıp ileri geri yaparak azami zevki almamı sağlamıştı. dehşet bir kadındı. kardeşi daha güzel olduğu halde bu zevki veremiyordu. elbette tabu olmasının da etkisi var ama sanırım esas sebep dişiliğini kullanabilmesiydi.(işte bizim kadınların hemen hepsinin yapamadığı budur! değişik fantaziler ve bu fantazilere bağlı varyasyonlar! gizem burada) boşalınca kardeşine dönüp;
-hadi hayatım, sen duşunu al artık. sonra ben girerim. ben duştayken sen kahvaltı hazırlarsın
tamam dedi ve kalktı. şifonyerin çekmecesinden temiz çamaşırlarını alırken domalmıştı ve ik**eliği de görünmüştü. bir kaç saat önce ikisini de siktiğim deliklere iştah ile baktım. sonrada vücuduna göz gezdirdim. bedenide yüzü gibi muhteşemdi. cidden çok biçimli bedeni vardı. ilk bakışta tombiş izlenimi veriyordu ama çıplakken bu izlenim kayboluyordu. aşırı sandığınız kiloları bedenine öyle dengeli dağılmıştı ki ortaya kütür kütür bir vücut çıkmıştı.çamaşırlarını alıp banyoya yönelirken pis pis sırıttı ve;
-ben yokken bir yaramazlık yapmayın ha
aa, ne yaramazlığı ayol diyerek gülümsedi ve;
-damadımız o bizim!
karşılıklı gülüştüler ve sözlüm, pek inanmadım dercesine bir bakış atarak banyoya gitti. gider gitmez hanife abla üstüme uzandı ve;
-ne şanslı adamsın değil mi?
-evet abla!
-hem ablasını hem kardeşini sikiyorsun
-evet, teşekkür ederim
-evlenin bak daha neler yaşatacağım sana
bunu derken dudaklarıma sarıldı. çok ateşli öpüşüyordu. belli’ki oda azmıştı. başütümde çömeldi ve şalvarını külotuyla birlikte amının altına indirerek yüzüme oturdu.vıcık vıcık amını ağzıma dayayı;
-yala amımı
-tamam abla
-ye, bitir onu
-mmmm
-dilini sok içine
-mmmm, ablammmm
-ablan kurban olsun sana
bu son cümleyle birlikte boşalmıştı. ağzım, ılık ılık akan beliyle dolmuştu. az aşağı kayarak tekrar dudaklarıma yapıştı ve dudaklarım ve ağzımın içindeki kendi belini yalayıp yuttu. çıldırtıcı anlar yaşıyordum gene.tam yeniden konsantre olurken kardeşinin sesi duyuldu;
-hadi aşkım gel, çıkıyorum ben
alelacele toparlandık ve hanife abla çay suyu koymaya giderken ben de banyoya yollandım. banyoda yine aynı düşünce almıştı. bunlar gerçekten düşkün bir aileydi. eğer sadece cinsel aktivite düşünüyorsanız daha iyi bir ‘aile’ bulamazdınız ama şayet, aklı başında gerçek bir evlilik istiyorsanız bunlardan uzak durmalıydınız. olaya böyle baktığımda mantığım bunlardan uzak durmamı söylüyordu ama duygularım öyle demiyordu. bu hanife kahpesi esir almıştı beni ve tüm benliğime hükmediyordu. (şu an şu yaşa geldim, dişiliğini bu kadar etkili kullanan başka bir kadın tanımadım. annem dışında tabi! hehe) düşünceler birbirini kovalıyordu. sevda ne yapıyordu acaba? verdiğim sözü tutamamıştım. güya dün gece onlara gidecektim ve annesiyle tanışacaktım. sanırım beni damat adayı olarak görüyordu ve kızının muhtemel kocasını yakından görmek ve karakterimi ortaya çıkarmak istiyordu. bir anne olarak haklıydı elbette, haklıydı ama kendi de pek karakterli sayılmazdı. çalıştığı gıda işletmesindeki usta başıyla ilişkisi olmuştu ve ortalık dedikoduya boğulunca kocası işten çıkarmıştı. sevda olayın dedikodu olmadığını, annesini o adam ile öpüşürken gördüğünü söylemişti. kızı kendini görünce kaçak aşkıyla ilişkisini kesmişti ama kesse ne olacak? kızının esiri olmuştu. sevda annesini istediği gibi yönlendiriyordu.zaten ondan dolayı bana şaka ile karışık ‘onu sana siktireceğim’ demiyormuydu? velhasılı sevdaya mahcup olmuştum. kız allahtan ne arıyor ve ne de mesaj atıyordu. gerçi sıkı sıkı tembihlemiştim ‘ben aramadan ne ara ne de mesaj at,sakın haaa’ helal olsun kıza! duştan sonra avluda hazırladıkları kahvaltı masasına oturduk. kahvaltı esnasında nasıl oldu bende anlamadım ama konuşurken konu anneme gelmişti ve hanife abla;
-annen gelmedi daha
-gelecek abla
-hıh, oğlunun nişanına misafir gibi gelecek anlaşılan
sözlüm atıldı;
-abla niye böyle davranıyorsun şimdi sen? gelir elbette. hem zaten temizliği bile bitiremedik
-sen böyle uyuşuk olursan bitmez tabi. ben sabah ezanından evvel kalktım. git bak evime, her taraf tertemiz
-sıra bana mı geldi abla?
-sırası filan yok bu işin. sorumsuzsunuz. ha kaynanan ha sen. insan oğlunun nişanına davetli gibi gelmez. hiç olmazsa bir gün evvel gel değil mi ya? ortalığa el atmayacaksın bari durumu gözden geçirerek katkıda bulun. ama nerdeee. damat anası tabi. ana kraliçe hamfendi!
sözlüm snirlenmiş ve korkmuştu;
-abla ortalığı bu kadar germe
-görmüyormusun kardeşim, daha başlamadan bizi eziyor kadın
bu sefer ben atıldım ve;
-annem öyle kadın değildir
-bilirim ben annenin nasıl kadın olduğunu!
masada buz gibi hava esiyordu. sözlüm gerilime daha fazla dayanamayıp ağlamaya başladı. bende üzüntü ve sinirden titriyordum;
-abla nasıl konuşuyorsun sen, o nasıl laf öyle?
-annene sor!
ortalık iyice gerilmişti. gerek ona ve gerekse sözlüme karşı yanlış şeyler söylememek için masadan kalktım ve bir sigara yakıp avluda turlamaya başladım. neden sonra;
-gel otur şuraya bakayım
dediğini yaptım ve masaya döndüm
– bak oğlum, gece sizin ordaki halamızdan telefon geldi . aslında daha erken gelmişti ama ,çok önemli deyince keyifler kaçmasın diye, ortalık dağılınca ben ararım hala dedim ve kapadım. sizden sonra uzun uzun konuştuk.
-hmmm, eee?
-annen onu aramış ve bu iş bitsin demiş
-niye böyle bişi desin? evet annem çok gönüllü değil ama halanıza telefon açıp ta ‘bitsin bu iş te demez’
-halam niye yalan söylesin?
aslında annemin demiş olma ihtimali yüksekti.hem beni ‘bunlardan’ koruyor hemde geçmişini en azından büyük ölçüde bilen hanife ablanın konuşmasını engelliyordu. zaten başından beri sert değilmiydi bu ilişk**e? madem böyle neden geceyi kız kardeşinin koynunda geçirmeme izin vermişti ve dahası daha biraz önce ‘ayak’ oyunları yapmıştı. konuşurken bir yandan bunları düşünüyordum. sanırım sebebi şuydu;
hanife abla bilerek gerginlik çıkarıyordu. annemin eninde yada sonunda bizi ayırmak için devreye gireceğini düşünüyordu ve annemin geçmişini kurcalayarak, annemin de kendilerinden bir farkı olmadığını söylemeye çalışıyordu. annemi kötüleyerek aramıza soğukluk sokmaya çalıştığı ne kadar belliydi. plan basit, hem kendi geçmişinden kurtulmak ve hem de annem ile aramıza nifak sokmak. yemedim tabi;
-abla çok yanlış konuşmaların var. elbette bir genç kızın flörtü olabilir, ne varmış bunda?
-bir değil oğlum!
-sen nerden biliyorsun?
-bende lise mezunuyum!
-yani?
-aynı lisede okuduk
-lisede oğlan mı bırakmadı çıkmadık? allam yaaa!
-beğendiği bütün oğlanlarla çıkıyordu
– o kadar ha?
-o kadar oğlum, o kadar. en sonunda çıktığı oğlanlar birbiriyle kavgaya başladı kıskançlıktan. kavgaların sayısı ve dozu artınca idare babasını çağırdı. sonrada babası okuldan aldı zaten. aldı ve o sezonu dışardan sınavlarla bitirdi.
-annem orospuymuş gibi anlattın
-hayır oğlum, kastım o değil. bize acımasızca saldırıyor ama kendi de çok farklı değil. inan bana değil.
– 27 senedir aynı semtte yaşıyoruz ama annemin üzerine tek bir kelime duymadım
-anlıyorum oğlum. zaten bu çılgınlıklar yeni yetme olduğumuz günlerdeydi
-niye o zaman annemin bütün hayatını kapsayacak şekilde genelledin?
– içim yanıyor be oğlum. hem tekrar edeyim, annenin geçmişi çok parlak değil. her ne kadar ergenlikte de olsa pek parlak değil. üzgünüm oğlum.
geri dönüşü olmayan yola girmiştik. olay bitmeye doğru gidiyordu. karşımdaki kadın tam bir kahpeydi. bir yandan kendi geçmişlerinden kurtulmak için annemi suçluyor ve üstelik onun ile aramıza barikat kuruyor ve hem de benim gerginliğe yenik düşüp olayı bitirmemi engellemek için dişiliğini alabildiğine kullanıyordu. biraz önce ayağıyla sikime masaj yaparak boşaltmasının sebebi buydu işte. ben ne yapacağıma karar vermeye çalışırken cümle kapısının önünde bir araba durdu. hanife abla aceleyle yöneldiği kapıyı açınca ne görelim? annem! devem edecek

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir